Bu onur listesinde kullanılan sembolik motifler, Sydney’de yaşayan Türk sanatçı Gülay Pelin’in özgün çalışmalarının dijitalleştirilmiş ve hareketlendirilmiş halidir.

clock

Cep saati motifi, zamanla değişen bakış açısını temsil eder ve bu motifin esin kaynağı, onur listesindeki Muhittin Nami Kandemir’in, torunu Kaan Kandemir’in çok değer vererek sakladığı cep saatidir.

tulip

Çiçek motifleri, lale, waratah çiçeği ve gelincik Penç, Hitâyî ve Goncagül üsluplarıyla resmedilmiştir. Penç, dört veya beş yapraklı bir çiçeğin kuşbakışı görünümünün; Hitâyî, çiçeğin dikey kesitinin; Goncagül ise henüz açmamış çiçeğin yatay kesitinin üsluplaştırılmış şeklidir.

Orta Asya kökenli yabani bir çiçek olan lale, kutsal sayıldığından, Türk sanatlarında önemli bir yer tutar. Farsça şiir sanatında sonsuzluğu temsil eder. Lale İstanbul’un çiçek sembolüdür.

waratah

Waratah çiçeği, Sydney havzasının güney ve güneybatısından Aborijen Dharawal halkının totemlerinden biridir. Dharawallar beyaz waratah çiçeği ve trajik olaylar sonucunda kırmızıya dönmesi hakkında efsaneler anlatırlar. Waratah çiçeği NSW eyaletinin çiçek sembolüdür.

poppy

Gelincik Fars edebiyatında aşk için ölenleri temsil eder. Özellikle beyaz gelincik Cengiz Han’dan beri feda edilen canları sembolize eder. Efsaneye göre Cengiz Han’ın düşmanlarının yok edildiği kanla sulanmış ve alt üst edilmiş topraklar birden beyaz gelinciklerle kaplanmış. Birinci Dünya Savaşı sonrasında, “bütün savaşları bitirecek olan savaş”ı daha kötü bir çatışmanın takip edeceği endişesiyle Britanya Kadın Dernekleri Birliği beyaz gelinciği barış umudunun sembolü olarak seçti. Üyeleri arasında ölen, yaralanan veya savaşa katılmadığı için hapse atılan erkeklerin anneleri, kız kardeşleri, eşleri ve sevgilileri çok sayıda yer alan birlik, “uluslararası anlaşmazlıkların bir daha asla savaş gibi felaket ve verimsiz bir yöntemle çözülmemesi” yanlısıydı. O zamandan beri beyaz gelincik 11 Kasım Anma Günü ve Anzak Günü’nde kırmızı gelinciğe alternatif veya ek olarak takılır.

rising-sun

Avustralya’da doğan güneş umudu ve yeni günle doğan iyimserliği temsil eder. Avustralya’nın 1901 federasyonuyla bağdaştırılır ve o dönemin sanat ve mimarisinde sıkça rastlanır. Yaygın olarak “doğan güneş” diye bilinse de, Avustralya’nın askeri arması aslında 1902’de Avustralya Askeri Kuvvetleri’nin kumandanı olan General Sir Edward Hutton’ın bürosunun duvarında asılı bulunan kılıç düzenlemesinden esinlenerek yaratılmıştır.

star-and-crescent

Ay ve yıldız sembolleri eski çağda yaygın olarak kullanılmıştır. Orta Asya ve Sibiryalılar bu sembolleri güneşe, aya ve gökyüzü tanrılarına ibadetlerinde kullanmışlardır. Sümer ikonografisinde de yer alırlar; Kartaca tanrısı Tanit’i ve Yunan tanrısı Artemis’i temsil ederler. Hilal ve yıldız 15. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu ile bağdaştırılmış olup, daha sonra İslam’ın simgesi olarak kabul edilmiştir. 1936’da standardize edilerek Türkiye Cumhuriyeti’nin milli bayrağı olarak şu anki şeklini almıştır.

Barton Stagg tarafından Onur Listesi için bestelenen ve Into The Wires olarak adlandırılan arka plan müziği telli çalgılar, sesi yükseltilmiş piyano ve tasavvuf müziğinden esinlenen melizmatik mikrotonal flut solo içermektedir. Alıntı kesitler, Sydney Auburn Gallipoli Camiinde kaydedilen ezan sesi; A Lone Pine grove: Canberra’nın dışında yapılmış bir doğa sesi kaydı ve 1917’de Lloyd G. Stickells tarafından Batı Cephesi’nde kaydedilen seslerden oluşmaktadır.

Into The Wires’ın esin kaynağı, Sir James Frazer’ın 1922’de yayınlanan Altın Dal adlı kitabındaki Adonis Şenliklerinin anlatımıdır: “Ve ölüler yeşeren mısırlarla geri geldiklerinde, bahar havasıyla uzun bir uykudan uyanmış ve mevsimin çiçeklerine dönmüş olarak varsayılabilirler … Tozlarının içinden çıkarak açan menekşelerin ve sümbüllerin, güllerin ve anemonların, onların kanlarıyla allanıp morlandığını ve ruhlarından bir parça taşıdığını hayal etmekten daha doğal ne olabilir?

Besteci şöyle yazıyor: Savaşta verilen kayıplar için de geçerli olan bu tasvirin yanısıra ölüme İslam’ın ve Hristiyanlık’ın bakış açısı da müziğimi etkiledi. Frazer’ın bu konuda yazdığı gibi; hissi ve düşsel türden dini duygular korku ile harekete geçerek, acıyla haz, sükunet ve gözyaşı arasında belli belirsiz dolaşır. Into the Wires Çanakkale’de savaşan Türk ve Avustralyalı bütün bestecilere ve sanatçılara, özellikle siperlerde beste yapan Frederick Septimus Kelly’ye ithaf edilmiştir.

Victoria Harbutt
Curator/ Creative Director